Nezir Korkmaz
Ressam

Gören Körler - 1972 - Tatvan (Türkiye) - 50 x 70 cm
Hikâyem
40 yıldır Paris’te yaşıyorum; sanatsal yolculuğum, o dönemde tamamen okuma yazma bilmeyen insanların yaşadığı Doğu Anadolu’daki küçük bir köy olan Hirit’te başladı. Orada duvarlara ve taşlara kömürle figürler çiziyordum.
7 yaşıma kadar motorlu bir araç hiç görmemiştim.
Daha sonra Tatvan’a yerleştik ve lise sona kadar eğitimimi orada tamamladım. 1972 yılında, 18 yaşındayken lisenin ikinci sınıfında okurken “Yolcular” adlı tablomı yaptım; bu eser kariyerimin temel taşı oldu.
İstanbul’da (Nejat Günal ve Devrim Erbil’in yanında), ayrıca Floransa, Venedik ve Viyana’da (Rudolf Hausner, Ernst Fuchs, Wolfgang Hutter ve daha sonra H.R. Giger’in yanında) akademik eğitim aldım. O zamandan beri, insanın biyolojik sınırlarının kültürel ve teknolojik mirasla birleştiği “hibrit” varlık temasını araştırıyorum.
Felsefem
İnsan yalnızca etten ve kemikten ibaret değildir. Biyolojik varlığım nedeniyle, yeteneklerim oldukça sınırlıdır. İlkel bir insandan farklı değilim; zayıf ve kırılganım.
Ama beni modern insan olarak farklı kılan ve güçlü yapan bir zırha sahibim: geçmişin kültürel ve teknolojik mirasını taşıyorum. Bu eşsiz miras sayesinde, modern ve güçlü bir birey olarak ilerliyorum; devlerin omuzları üzerinde yükseliyorum.
Teknoloji yalnızca bir araç değildir; nesiller boyunca sayısız zihin tarafından oluşturulmuş kolektif bir mirastır. Bireysel olan ile evrensel olanın birleşimidir.
Biyolojik kalbim binlerce yıldır aynı ritimde atsa da, zihnim artık coğrafyayla sınırlı değildir.
Parmağımın ucuyla kütüphanelerin tozlu raflarına dokunuyorum; bir saniyede dünyanın öbür ucundan bir fısıltıyı duyuyorum. Artık yalnızca burada değilim; verinin aktığı her yerdeyim.
Hem benzinle hem elektrikle çalışan bir araba gibi, ben hibrit bir varlığım.
Kameralar benim gözlerimdir, telefonlar benim sesimdir, arabalar benim ayaklarımdır, uçaklar benim kanatlarımdır; teknoloji benim gücüm, yapay zekâ ise zihnimin bir uzantısıdır.
Evet, ben hibrit bir varlığım. Şaşırmayın, çünkü siz de öylesiniz.
“İnsan, Teknoloji, Doğa” tek bir kavram içinde. Ayrım çizgisi olmadan, “Biyomekanik” bir varlığın doğuşu gibi.
Aynı yüzü bazen 20 defadan fazla değiştirmek zorunda kaldım. Daha önce hiç görülmemiş bir yüz yaratmak istedim. Tüm kültürel ve teknolojik miraslarını taşıyan bir İnsan. Güvensizlik duygularıyla, sevinçleri ve korkularıyla, ilerlememizi simgeleyen; aynı zamanda bu modernleşmenin—çoğu zaman aşırıya kaçan ve doğamızın hassas dengesine sıkça zarar veren—kaçınılmaz sonuçlarını da yansıtan bir İnsan.
Etrafında herkes var, ama onunla birlikte kimse yok. Korkmak için her türlü sebebi var; çünkü her şeyi gören, her şeyi duyan, her şeyi bilen odur.
Çağının tüm yükünü omuzlarında taşıyan, nefes alan bir insan-makine; ama her şeyden önce İnsan olarak kalan biri.